Programcılık Sertifikası Alacaklar Dikkat!

Kamuda görevde yükselmede istenilen Programcılık Sertifikası ile ilgili son günlerde yaşanan bazı sorunlarla ilgili kısa adı ÖZ-KUR-DER olan Tüm Özel Öğretim Kurslar, Hizmet İçi Eğitim Merkezleri, Dershaneler ve Etüt Eğitim Merkezleri Birliği Derneği Başkanı Hilmi ALPAN basın açıklaması yaptı.
Derneğin Genel Başkanı Hilmi ALPAN imzalı basın bülteninde şu ifadelere yer verildi.
Konuyla ilgili bizlere ulaşan şikayetler doğrultusunda ÖZKUR-DER olarak yapılan tespitler ile ilgili bir açıklamanın yapılması gereği duyulmuştur.
Son günlerde özellikle popüler olan Bilgisayar Programcılık Kursu kayıtları için bazı kurslar öğrenci kaydı alabilmek Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan sınavda;
· Yüzde yüz geçme garantisi verdiği,
· Sınavda çıkacak soruların kursiyerlere verildiği,
· Ayrıca sahte sertifika düzenlendiği,
yönünde bilgileri de bizlere ulaşmıştır.
Bu nedenle ihtiyaç sahibi kişilerin sertifika alırken sıkıntı yaşamamanız için aşağıdaki hususları dikkate almanızı öneririz.
Programcılık Sertifikası alacak programcı adayları lütfen aşağıda belirttiğimiz hususlara dikkat ediniz.
1- Programcılık Sertifikası 400 saatlik krediyi kapsar. Bu saatin altında verilen sertifikalar geçerli değildir.
2- Hiç bir kurum ya da kuruluş size %100 sınavdan geçme garantisi veremez. Sınavı Milli Eğitim Bakanlığı yapmaktadır. Sizi sınavdan geçme garantisi ile ikna etmeye çalışan kurslara itibar etmeyiniz. Milli Eğitim Bakanlığı ALO 147′yi veya ÖZKURDER i arayarak bilgi alabilirsiniz.
3- Yapılan eğitim ve belgelendirme işleminin bir bedeli vardır. 150 – 200 TL gibi ücretler bu bedelin karşılığı değildir. Bu nedenle bu miktarlarda sertifikayı vereceğini söyleyenlere itibar etmeyiniz.
4-Eğitim alacağınız kursun geçmişini araştırınız, referansa ve kaliteye önem vermenizi özellikle öneririz. Eğitim ve sertifika alacağınız kurumun web sitesini inceleyiniz, referanslarını sorgulayınız size telefonda her şeyin halledilebileceğini söyleyen kişilere itibar etmeyiniz. Ayrıca kendinizi MEB onayı olmayan sahte sertifikalardan koruyunuz.
5- Size sınavda çıkacak soruları vereceğini söyleyen kurslara kesinlikle itibar etmeyiniz, çünkü bu sebeple mağdur olan yüzlerce kişi vardır. Sorular Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından hazırlanmaktadır. Soruların daha önceden bilinmesi ihtimali sıfırdır.
Mağdur olmamanız diler.Hayırlı günler ve dersler temenni ederiz.

HİLMİ ALPAN

Özkurder Yönetim Kur.Bşk.

Özel Eğitim Kurumlarının Açılış ve İşleyişinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Özel Öğretim Kurumları 5580 sayılı Kanun ve bu kanuna uygun olarak çıkartılan Özel Öğretim Kurumları  STANDARTLAR YÖNERGESİ’nde belirtilen standartlara  standartlara göre açılır ve ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİNE göre işletilmesi yürütülür.

 

Standartlar Yönergesinin ‘’GENEL HÜKÜMLER’’ başlığı altında belirtilen;

Yerleşim planı 35×50 ebadında üç nüsha olacak tüm bölümlerin alanları,yükseklikleri (2.40 m. Den aşağı olamaz) Pencereler  derslik taban alanının % 10’undan küçük olmayacak . Uygulama alanları ve dersliklerin pencereleri dış cephede bulunması gerekir. kapı genişliği en az 80 cm, kontenjanı 20 ve 20’den fazla olan dersliklerin kapı genişliği ise en az 90 cm olmalıdır. derslik kapılarına eşik yapılmaz. Binanın zemin katının dışında birden fazla katı bulunan kurumlarda veya binanın zemin katı dışında kurum açılacak binalarda asansör (Ek ibare: Makam Oluru 18/08/2015-8163923) veya engellilerin erişilebilirliğini sağlayan taşıma ve iletme sistemlerinin bulunması gerekir. Asansörün engelliler için Türk Standartları Enstitüsünün belirlediği standartlara uygun olması zorunludur.Giriş katın üzerinde katlar bulunması halinde yangın merdiveni zorunludur.Kurumun girişte uygun bir  yerine Atatürk Köşesi düzenlenir.Yerleşim planında tüm bölümler ölçüleri ile birlikte gösterilmelidir.

Bunların dışında kurum türüne göre  (Özel Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, mtsk, özel kurslar, Rahabilitasyon merkezleri, Özel eğitim okulları, hizmet içi eğitim merkezleri, mesleki eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri gibi kurumlar   Standartlar yönergesinde kendi başlıkları altındaki standartlara uyun olarak kurum açma işlemlerini yaptırabilirler.

1-Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği Kurum Açma, Devir Nakil ve Kapatma Bölümü

   Kurum açacak gerçek veya tüzel kişiler Form dilekçe, adli sicil beyanı, şirket kararı, şirket tüzüğü, 35X50 ebadında üç adet yerleşim planı,itfaiye raporu,sağlık raporu ve teknik rapor(deprem dayanıklılık raporu), Çeşitli kurslar, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, motorlu taşıt sürücüleri kursları ve hizmet içi eğitim merkezlerinin uygulayacakları öğretim programının onaylandığı Talim ve Terbiye Kurulu kararının tarih ve sayısı, özel öğretim kursu açacaklar için (Ek-4)‟te yer alan bilim gruplarının Talim ve Terbiye Kurulunca onaylanan çerçeve programına/programlarına uygun olarak kurum tarafından en fazla üç bilim grubunda hazırlanmış ve Genel Müdürlükçe onaylanmış kurs programı. Yönetici çalışma izin teklifi, tüm personele ilişkin çalışma izin tekliflerinin yapılacağına dair kurucunun yazılı beyanı.

Bina kendinin ise tapu aslı ve fotokopisi, kiralık ise tapu aslı ve fotokopisi ve kira sözleşmesi aslı,kurum konut imarlı binada  ise kat malikleri muvafakati belgeleri ile bağlı bulunduğu ilçe Milli eğitim Müdürlüğüne kurum açma başvurusu yapılır.

Özel Öğretim Kurumları Milli eğitimden izin almadan kontenjanı etkileyecek yerleşim planlarında değişiklik yaptıkları takdirde kurumları  kapatılır.Kontenjanı etkilemeyen değişikliklerde yine milli eğitime bildirilir.Ancak bunun için müfettiş incelemesi gerekmez.

Kurumun yukarıda belirtilen kurum açma  şartlarından herhangi birini kaybetmesi halinde kapatılır.

Her öğretim yılı başında çalışma takvimi, sonunda yıl sonu raporu milli eğitime yazılır.

Program ilavesi yönetmeliğin 13. Maddesine göre yapılmalıdır.Onay almadan program uygulamak kapatma sebebidir.Kapatma ve program ilavesi de milli eğitim müdürlüğünün onayı ile yapılır.Kat ilavesi de ilave edilecek kat için teknik rapor,itfaiye ve sağlık raporu istenir.Eğer ilave edilecek katın yüksekliği        2.40 m. nin altında ise işleme başlama halinde mevcut kattaki kullanım hakkı da kaybolarak ruhsat iptali yapılır Bu nedenle yönetmelik değişikliği olan 08/08/2015 tarihinden önce ruhsat alanlar için kazanılmış hak olmakta.Bu tarihten sonra kurum açacaklar ise yükseklikte 2.40 m kuralına uymak zorundalar.

Devir işlemleri noterde yapılır.Bu kurucu değişikliği  ve kurum devri şeklindedir.Her iki halde de devir alan; noter devir işleminden sonra milli  eğitim müdürlüğü ile muhataptır.Yönetici,  öğretmen ve diğer personelin yenilenen iş sözleşmelerini en kısa zamanda milli eğitime bildirmek zorundadır. Devir tarihinden itibaren beraber çalıştıracağı personelin sigorta işlemlerini başlatmak zorundadır.

Makul bir sebep göstermek şartıyla kurum nakli yapılabilir.Nakilde kurum açma işlemlerinin aynısı yapılır.

Kurum binaları, kuruluşlarına esas olan eğitim ve öğretim hizmetleri dışında başka bir amaçla kullanılamaz. Ancak, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılmadığı zamanlarda ücretli veya ücretsiz, kısa süreli geçici ve Kanun kapsamına girmeyen eğitim içerikli kültürel faaliyetler kaymakamlıktan veya valilikten izin alınarak yapılabilir.

   2-Personel nitelikleri , atanması ve  şartları

Özel okullarda; öğretmenlik yapma koşullarını taşıyıp resmî veya özel öğretim kurumlarında en az iki yıl asıl görevli olarak öğretmenlik yapmış olmak.

Okullar dışındaki kurumlarda Müdür için  lisans mezunu olmak.

Görevlendirilecek personel Okullarda öğretmen,

Diğer Kurumlarda Öğretmen:Öğretmen yetiştiren yüksek öğretim mezunu  yada formasyonlu olmak

Uzman :lisans mezunu ve alanında uzman veya sertifikalı olmak

Usta öğretici:Orta öğretim mezunu alanında uzman veya sertifikalı olmak

Görevlendirileceklerden istenen belgeler

1- İş Sözleşmesi,

2-Öğrenim belgesi aslı ve fotokopisi,öğretmen yetiştiren fakülte mezunu değilse formasyon belgesi,

3-Daha önce Özel kurumda çalışmış ise  istifa onayı,

4-Adli sicil belgesi veya Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan suçlardan mahkûm edilmemiş olduğuna dair yazılı beyanı

5-İlk defa başlayanlar için hizmet sınıfında daha önce yaptığı görevleri gösterir hizmet belgesi,

   6-Aynı ilde bir özel kurumda çalışıp da ayrılanlardan:

a)Hizmet belgesi,

b)Öğrenim Belgesi,

c)Formasyon belgesi istenmez

   d)Diğer personelden Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan suçlardan mahkûm edilmemiş olduğuna dair yazılı beyanı, ve en az ilkokul mezunu olduğuna dair  diploma

   Sözleşme süresi biten personelin sözleşmeleri eğer devam edecekse toplu onay ile bir ay önceden yenilenir.

Süresi biten personele istifa onayı alınır.Eğer bunlar zamanında yapılmazsa kapatma sebebidir.Sigortasız elman çalıştırmaya girer.İstifa edenler altı ay geçmeden aynı kurumda çalışamazlar.

Personel ayrılmak istediğinde 4857 sayılı İş Kanunu belirtilen sürelere göre kurum müdürüne önceden bilgi verir.Ayrılan personel yerine on gün içinde atama yapılmalıdır.Ayrılmak isteyen personelin yazısı en geç beş gün içinde bildirilir.Zorunlu olarak müdür ayrıldığında şartları taşıyan birine vekalet kurucunun teklifi ile verilir.Bu süre üç ayı geçemez.

Kurum Milli Eğitime bildirdiği öğretim programına ve saatlere uymak zorundadır.

Sınıflarda kontenjanı aşan öğrenci kursiyer v.b. tespiti kapatma sebebidir.Onaysız eğitim personeli çalıştırmakta aynı kapatma sebebi olarak nitelendirilmektedir.

Kayıt yaptırıp ta sonra ayrılan öğrenci ve kursiyerlerle ilgili iş ve işlemler yönetmeliğin 56. Maddesine göre yapılır.Bununla ilgili birçok sorun yaşanmaktadır.Eğer şikayetle ilgili ücret iadesi söz konusu ise o zaman bilgi alınarak işlem yapılmalıdır.

Her kurum % 3 ücretsiz kuralına uymalıdır.Bununla ilgilide müfettişler cezai işlem uygulamakta yada uyarı yazmaktadırlar.

Personel kimlik kartı sicil defterine işlendikten sonra onaylanarak personele verilmeli ayrılırken de teslim alınmalıdır.

Kurum içinde sigortasız diğer personel ve onaysız eğitim personelin çalıştırılması  ile kayıtları yapılmayan kursiyerlerin eğitim öğretim hizmetlerinden yararlandığının  tespit edilmesi kapatma sebebidir.

Kurum açılış amaçları dışında faaliyet gösteremez.

Kurumda öğretim yılı başında ve sonunda Öğretmenler kurul kararı ve disiplin kurulu en az iki defa toplanıp karar almalıdır.

Tutulacak defter ve dosyalar yönetmelikte belirtilmemekle beraber 21. Maddede teslim edilecek belgelerde sayılmakta ve 69. Maddede diğer mevzuat hükmü ile resmi kurumların tabi olduğu mevzuat hükümlerine tabidir hükmünde belirtilmektedir.

Yinede kurumda Gelen-Giden evrak,Öğrenci kayıt,Öğretmenler ve Disiplin Kurulu karar defteri ve bunlarla ilgili gelen ve giden evrak dosyaları, Genelgeler dosyası, Kurum açılış dosyası, personel özlük dosyası bulundurulmalıdır

 

Çalışmalarınızda başarılar ve bol kazançlar dilerim.

 

Ali TEMEL

Emekli Müfettiş

Saygıdeğer Kamuoyuna Zorunlu Açıklama.

Son günlerde bazı kurum ve kuruluşlarından Özel Kurslar, Etüt Eğitim Merkezleri, Dershaneler ve Okullar hakkında yer alan haber ve yorumlarla ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bu zorunlu açıklamaya ihtiyaç duyulmuştur.

Özel Kurslar, Etüt Eğitim Merkezleri, Dershaneler ve Okullar, 625 Sayılı Yasayla kurulmuş Özel Öğretim Kurumlarıdır.

Özel Kurslar, Etüt Eğitim Merkezleri, Dershaneler Eğitim- Öğretim açısından Milli Eğitim Bakanlığı’nın, ekonomik ilişkiler açısından Maliye Bakanlığı’ nın, çalışanların sosyal hakları açısından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın gözetimi ve denetimi altındadırlar.

Kurumlarımız, Eğitim Kurumu olmanın disiplin ve titizliği ile özel kurum olmanın gereği olan kalite ve üretkenliği bünyesinde bütünleştirmiştir.

Bu nedenle kendilerini sürekli yenileyip geliştirmektedirler. Özel Kurslar ve Etüt Eğitim Merkezleri Öğretim ve Eğitim Kurumları olarak ülke gençliğinin eğitimine büyük katkı sağlamaktadırlar.

Özel Kurslar özellikle üniversiteye girememiş ve bir iş sahibi olamamış gençleri sokaktan, kahvehane köşelerinden, anarşiden uzak tutarak, devletin bile sahip çıkmadığı bu gençleri eğiterek topluma kazandırma görevini üstlenmişlerdir. Dolayısıyla, Kurslar ve Etüt Eğitim Merkezleri köklü bir eğitim anlayışına sahip olup; Vatanına, Milletine, Bayrağına, Atatürk İlkelerine, demokratik, Laik, Cumhuriyete bağlı gençler yetiştirmeye çalışmaktadır.

Kurslar ve Etüt Eğitim Merkezleri, her dönemde siyasal çatışmaların ve anarşinin dışında kalmayı başaran kurumlardır.

Özel Kurslar ve Etüt Eğitim Merkezleri çalışanları T.C. Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenleridir. Yıllarca bu ülkede, köyde, şehirde, Devlet Okulunda, Özel Öğretim Kurumunda Türk Çocuklarını yetiştirmek için uğraşan ve yine Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayı ile Özel Kurs ve Etüt Eğitim Merkezleri’nde hizmet veren değerli insanlardır.

 Özel Kurslar, Etüt Eğitim Merkezleri ve Dershaneler her özel teşebbüste olduğu gibi kendilerine verilen vergi sorumluluğunu en üst düzeyde yerine getirmekte, eğitim ücreti olarak aldıkları paranın büyük miktarının çeşitli yollarla Devletimize geri dönmesini sağlamaktadırlar.

Hayatı boyunca hiçbir Özel Kurs ve Etüt Eğitim Merkezlerinim kapısından içeri adım atmayan; Özel Kurslar ve Etüt Eğitim Merkezlerinin çalışmalarını incelemeyen bir kısım kişiler Özel Kurslar ve Etüt Eğitim Merkezleri hakkında bilgiçlik yapmanın bilgelik olduğunu zannetmektedirler.

Üzülerek belirtelim ki;

Yasalara aykırı faaliyet gösteren Dernek, Vakıf, Belediye gibi kurumların kurs ve dershane faaliyetleri gün geçtikçe büyüyen bir pazar oluşturuyor.Bütün bu kurumların yaptığı Kaçak Eğitimin Cirosu 600  – 750 Milyon TL’dir.

(Bu paranın 625 sayılı kanunla açılmış olan kurumlara aktarılması ile 90-105 Milyon YTL civarındaki meblağ devlete kurumlar, muhtasar, K.D.V. gibi vergilerle ek gelir sağlayacaktır.)

Son yıllarda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanların sayısının arttığını görüyoruz.

Bu bağlamda, yasal kuruluşlar olan Özel Kurslar, Etüt Eğitim Merkezleri, Dershanelerle yasal olmayan özel ders ve kurs veren (T.C. Anayasasının 42. Maddesinde yer alan “Eğitim ve Öğretim, Atatürk İlkeleri ve İnkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.” 17.12.1997 tarih ve 62110 sayılı Milli Eğitim Bakanı Sayın Hikmet ULUĞBAY imzalı Genelgeye rağmen) belediyeler, vakıflar, dernekler, bürolar ve hatta bazı üniversiteler (625 Sayılı Yasaya tabi olmayan) ile evlerde özel ders verenleri ayırt edemeyenler, yasal kurumlarla, kaçak yapılan faaliyetleri özellikle aynı kefeye koyma yanıltmasını bilerek yapmaktadırlar.

Özel Kurslar ve Etüt Merkezleri, Dershaneler üst düzeyde eğitim ve öğretim yapan, çağdaş Türkiye’yi Ulu Önder Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyeti koruyacak bilinçte gençler yetiştiren yasalara saygılı kurumlardır. Bu kurumlar, bundan sonra da çağdaş bir eğitim sistemiyle gençlerimizin hizmetinde olmaktan gurur ve onur duyacaklardır.

 Kamuoyunun sağ duyusuna sunulur.

Örgütlü Sivil Toplumun Dayanılmaz Ağırlığı!

Bu ülkede insanlar, her türlü kanunsuzluğa, haksızlığa, yolsuzluğa, yönetenlerin vurdumduymaz ve dediğim dedik anlayışına alıştı ve düzen bu şekilde olduğu için de yeni yetişen gençlikte buna alışıyor. Her ne hikmetse örgütlü olmaya ve örgütlülüğün gücünü görmeye alışamadı- alışamıyor. Buna rağmen tek başına bir şey yapamayacağını görerek bundan on-onbeş yıl önce memurlar sendika kuracak deselerdi kim inanırdı. İnsanlar yeniden örgütlenmeyi başardılar ve artık örgütlülüğün gereğini kavramışa benziyorlar. Bu, bütün toplum kesimleri için belli oranda kavrandı gibi. Örgütlülüğün içinde olsun ya da olmasın bütün arkadaşlar örgütlü olmanın gereğine inanıyordur. İnanmakla kalmayıp, birçok konuda bir şeyler yapmak istediği halde, tek başına çaresiz kaldığında bunu yıkıcı bir sorun olarak yüreğinde hissediyordur. Öyleyse belli insanların çeşitli zorluklarla ayakta tutmaya çalıştığı derneğe neden sahip çıkmıyor, çıkılmıyor? Neden maddi ve manevi olarak desteklemiyor? Neden aktif olarak çalışmalarına katılmıyor türü sorular, cevapsız birer soru işareti olarak boşlukta asılı kalıyor. Hiç kimse kimseden tüm gününü, mesaisini derneğe harcamasını istemiyor – isteyemez de. İşte bu noktada insanı kısaca bir tanımlamak gerekiyor.

“İnsan Sosyaldir.” İnsanın sosyalliği toplu olarak bir arada yaşamasındadır. İnsan kendini ne derece sosyal kılarsa, ne derece günlük olağan yapılması gereken işlerin dışında aktivitelere katılırsa o derece işlevselleşir. Ve gelişir. O derece özgürleşir, yaşamını yaşanılası kılar ve sosyalleşir. Kimse bana karşılaştığı hiçbir Kurs, Dershane, işletmesi veya yönetici arkadaşının, merhaba nasılsın sözünden sonra işten, angaryadan ve bunaldığından söz etmemiş olduğunu söyleyemez. Öyleyse yapılması gereken; o günlük yaşamın hengamesinden bir nebze olsun sıyrılabilmek için kendimize farklı alanlar açmaktır. Bu alan sadece dernek olsun demiyoruz. Ama dernek bunlardan biri olabilir.

Günümüz insanı örgütlü olduğu oranda sosyaldir. Örgütlü olduğu oranda toplumun işlevli parçasıdır. Örgütlü olduğu oranda kendini ifade eder ve isteklerini dile getirip onları elde etmek için mücadele eder. Çünkü değişen dünyada örgütlü olduğunuz sürece var olmak, ayakta kalmak ve kendinizi ifade etmekle karşı karşıyasınız. Kaldı ki; bazen örgütlü olmanıza rağmen sesinizi duyuramıyor ve isteklerinizin karşılanmasında söz sahibi olamıyorsunuz. Kendi alanımızdan örneklersek; angaryalardan yakınırız ancak örgütlü olmadığımız için bu angaryaları getiren yasaların çıkarılmasında bir sözcüğün dahi istediğimiz doğrultusunda değiştirilmesini veya çıkmasını sağlayamayız. Sonra da dönüp birbirimize yakınırız. Aklımızı ve beynimizi özgürleştirerek, bize ters olanı, yanlış olanı, insanın iyiliği ve mutluluğu için olmayanı eleştirebilmeli ve karşı çıkabilmeliyiz.

Unutmayalım ki; bilim kuşkuyla vardır ve kuşkuyla gelişir. Bütün bunları en iyi, en etkili yapabilmenin yolu örgütlü olmaktan geçer. Bitirirken, buradan dernek üyesi olsun veya olmasın bütün arkadaşlara çağrıda bulunuyorum. Örgütlü olmanın bilincinde insanlar olarak derneğimize üye olmaya, üye bulmaya ve dernek yönetimine seçilen arkadaşlara yardımcı olmaya çağırıyoruz.

Hoşgörü ve Uzlaşma En Temel Sorunumuzdur.

İster bireysel olsun isterse de toplumsal, olmayan şeyler daima arzu edilir. En çok olmasını arzu ettiğimiz şeyleri ağzımıza sakız ederiz, çünkü yok olan odur.

Ülkemiz insanlarının en çok istediği ve arzu ettiği şeyde hoşgörü ve uzlaşmadır. Yok olanda odur, yaşanan kültür değerleri olarak hayat bulmayan en temel sorunlarımız hoşgörü ve uzlaşmadır.

Hoşgörü ve uzlaşmanın bir erdem ve bilgeliğin gereği olduğunu bilmemize rağmen, yaşamın kültürel değerleri olması yönünde en az çaba harcadığımız şeylerin başında gelir. Bu nedenle ülkemiz ve insanlarının sorunları bir türlü çözülemez.

Sorun üstüne sorun üretmek bela ve musibetlerle dolu bir yaşam sürmek, acılarla dolu arabesk bir yaşamı benimsemek ortak kaderlerimiz oluyorsa, Hoşgörü ve Uzlaşma kültürünün yaşam biçimi olmamasındandır.

Hoşgörü uzlaşmanın temelidir. Hoşgörü bir yaşam kültürü olarak benimsenmedikçe ve toplumsal kültürün temel unsuru olmadıkça, uzlaşmaya varılması pek mümkün olmayacağı gibi yaşam kültürü olabilmesi de hemen hemen imkansızdır. Bireysel ve toplumsal olarak da hoşgörünün ne olduğunu tam olarak ta anlayabilmiş değiliz. Farklı fikir, düşünce ve eylemlere katılmamayı ama saygı duymayı hoşgörü olarak değerlendiririz. Pek çoğumuzun yaptığı şudur:

“katılmıyorum” veya “katılmam mümkün değil” diye söze başlar ve kendi dayatmalarımızı kabul etmeye çalışarak yoğun çaba sarf ederiz, kabul ettiremediğimiz zaman diğerlerinin fikirlerine saygı duyduğumuzu nezaketen söyleriz. İşte bu nedenle de nezaketen söylediğimiz şeyleri de hoşgörü zan ederiz.

Dayatmalarımızı ertelemeyi, ısrardan şimdilik kendi isteğinizle vazgeçmeyi ve bunu nazikçe söylemeyi hoşgörü olduğunu zanneden bir birey ve toplum, hoşgörü ve uzlaşma kültürünü asla yaşam tarzına dönüştüremez. Nezaketen söylediğimizle içimizde sakladığımız şeyler çok farklıdır.

Asıl söylemek islediğimizi hep içimizde saklarız. Karşımızdaki farklı görüş sahibi de bunu pek iyi anlar ve o da kendi arzusunu içinde saklar, tıpkı kendimizin yaptığı gibi. Vermek istediğimiz ve nezaketen söylemek zorunda kaldığımız “saygı duyuyorum” mesaj şudur. “şu anda sana gücüm yetmiyor, sana haddini bildirmeyi şimdilik erteliyorum, ama bundan vazgeçmiş değilim, yakında görürsün.”

Haddini bildirme arzusunu ertelemeyi hoşgörü sanan bir toplum asla uzlaşma kültürünü hayata geçiremez.

Hoşgörülü insan; konulara ve sorunlara, koşulsuz ve önyargısız bakmayı bilir. Anlamaya çalışır, çünkü anlayamadığınız her şey size sorun olacaktır.

Anlayabilmenin ön şartı olumlu düşünmek ve olumlu yaklaşım becerisi kazanmaktan geçer. Olumlu düşünce ve yaklaşım anlamayı kolaylaştırır, sizi bilgeliğe adım adım yaklaştırır ve rahmet kapılarının açılmasına olanak sağlar. Tasa, kaygı ve korku olumlu yaklaşım becerilerinin engelleri olduğu gibi anlamayı da güçleştirerek bilgelik yolunda ilerlememize engel olur.

Anlayabildiğiniz her şey size ön yargılarınızın ve dayatmalarınızın test edilmesine imkan sağladığı gibi, yanlışlarınızla döne bilme fırsatını yakalayarak bilgilerinizi pekiştirir.

Büyük adamların en temel özelliği anlamak için çaba sarf etmek ve olumlu yaklaşım becerileri kazanarak, nasıl yapabilirime odaklanmaktır. Büyük adamlar anlayışlarıyla, düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görebilen, test edebilen ve yanlışlarından dönmeyi becerebilen, eksiklerini görerek geliştirebilen insanlardır.

Önyargı ve dayatmalarımızın katılığı; sizlerin kin ve nefret duymanıza, başkalarını dışlamanıza , alanlarınızı daraltmaya ve sonunda da yalnızlığınıza neden olur. İşte bu nedenle büyük adamlar kin duymaz,öç almaya yeltenmez ve yalnızca böylesine bayağı davranışlarda bulunma arzularının nedenlerini anlamaya çalışırlar. Bu nedenle de büyük adamlar; sevginin, erdemin ve bilgeliğin önderleri olur, birleştirici ve bütünleştirici özellikleri ön plana çıkar.

Kendinizi anlamadan başkalarını anlayabilmek oldukça zordur. Kendi yanlışlarınızı düzeltmeden başkalarının yanlışlarını da düzeltemezsiniz.

Hoşgörü olumlu düşünce ile anlamak, anlamaya çaba sarf etmektir. Anladığınızda da olumlu düşüncenin gücüyle, olumlu ve ortak paydaları görebilir, uzlaşmaya varabilirsiniz.

Uzlaşma birlikteliği, sevgiyi dayanışma ve yardımlaşma arzularını besler. O andan itibaren de sorunlar çözümlenmeye başlar, üreticilik ve yaratıcılığınız artar. Yetenekleriniz geliştikçe “Deniz bitti” edebiyatı yapmaktan vazgeçersiniz.

Hoşgörülü günler dileğiyle…

“Bir insan, ülke ve milletine yararlı bir iş yaparken, gözünden bir an uzak bulundurmama zorunda olduğu genel kural, milletin gerçek eğilimleridir.”

M. Kemal ATATÜRK

 

Kolay Başarı Yoktur

Emek vermeden büyük amaçlara ulaşılamaz. Yalnızca fırsat kollayıp dışımızdaki etkenlerin dengesinden yararlanarak; kendimiz hiçbir çaba harcamadan sonuca varamayız. Planlı, düzenli, sürekli çalışmayı yaşama biçimi edinmemiz şarttır.

Böyle bir canlanmayı göstermemek için toplumumuz diretiyor. Çalışmak ise, bedensel ve ruhsal sağlığı korumanın önemli gereklerinden biridir. Tembellerin bedensel ve ruhsal sağlıkları bozuktur.

Sen yaşarsan, sevdiklerine ve ülkene iyi şeyler kazandırabilirsin. Ölürsen; onları da öldürmüş olursun. Oysa başarı yolunda durmadan, aksatmadan, unutmadan, bıkmadan düzenli çalışmak gerekir.

İyi sonuç almak için kesinlikle iyi bir planlama şarttır. Amaca uygun irade, hiç eksilmeden ayakta olmalıdır. Çoğu zaman işe bir yenilik getirmek; kimsenin bilmediği buluşlar yapmak gerekir. İşle kaynaşmak; amaçla bütünleşmek şarttır.

Aynı kural, toplumlar için de gereklidir. Ülke ne kadar birlik ve bütünlük içinde olursa; amaçlarına yoğunlaşırsa, şansı ve gücü artar. Halk bir amaçta candan bütünleşirse, onu kesinlikle gerçekleştirir.

Toplumun kendi geleceği ve mutluluğu için tüm konularda, bütünlük içinde olması, toplumsal amaçlara yoğunlaşarak durmadan coşkulu bir süreklilikle çabalaması gerekir.

 

 

Kaçak Kurslarla İlgili

Kaçak Kurslar ile 625 Sayılı Yasaya Bağlı Kurslar Arasındaki Farklar

625 SAYILI YASAYA BAĞLI KURSLAR

KAÇAK KURSLAR

1

Yasal bir statüde ve resmi denetim altındadır. Yasal değildir ve tamamen denetim dışıdır.

2

M.E.B. onaylı Kurs bitirme belgesi verirler. Kurs bitirme belgesi veremezler.

3

Planlanmış,programlanmış ve denetim altında bir sistemle eğitim-öğretim gerçekleştirilir. Belirli bir planı yoktur. Kişisel insiyatife bağlıdır.

4

Öğretmenin formasyonu ve yeterlilikleri denetim altındadır. Kimin tarafından verildiği açık değildir.Öğretmen yetersizliği kamufle edilebilir.

5

Standartlara uygun ortamlarda yapılmaktadır. Genellikle ev ve büro gibi öğretime uygun olmayan ortamlarda yapılmaktadır.

6

İstihdam yaratır, vergi ve sigorta kapsamındadır, devlete mali destek sağlar. Kayıt dışıdır, tamamıyla kaçaktır.

7

Ders saat süresinin tamamı ders ile dolu geçmektedir. Karşılıklı sohbetlerle dersin büyük bölümü aksar.

8

Konu testleri, sınavlar ve çeşitli meteryallerle bilgi pekiştirilir. Öğrenci toplu sınava giremediği gibi, karşılaştırma şansı da yoktur.